Bütüncül Psikoterapi

Bütüncül Psikoterapi Nedir?

Bütüncül psikoterapi, 1972 yılında Dr. Richard Erskine tarafından tasarlanmış bio-psiko-sosyal bir disiplindir. Günümüzde hala kullanılan bir psikoterapi yöntemidir. İnsan bütüncül bir varlıktır. Fizyolojik özelliklerinin ve duygu, düşünce, davranışlarının bir bütünüdür. Bu yapıyı katmanlar şeklinde ele alırsak en dış katman dışta gözlemlediğimiz davranışsal kalıplardır. Davranışsal kalıplar en kolay çözümlenebilen ve anlaşılabilen yapılardır. Onun altındaki katman bilişsel katmandır. Davranışı etkileyen ve davranıştan etkilenen biraz daha karmaşık bir yapıdır. Daha derin katmana indiğimizde psiko-dinamik bir yapıyla karşılaşırız. Burada daha komplike bir yapı vardır. Buradaki temel girdiler bilişsel süreçleri, bilişsel süreçler de davranışları etkilemektedir. Aynı şekilde ters yönlü olarak da davranışlar, bilişsel süreçleri ve psikodinamik yapıyı etkileyebilir. Bu katmanın en derin yapısına, çekirdeğe indiğimizde ise varoluşsal katmanı görürüz. Varoluşsal sorgulamaların ve sıkıntıların yaşandığı katman.  İnsan bunların herhangi birinden ayrı düşünülemez. Bütüncül psikoterapi de insanı her yönüyle ele alan bütünleştirici bir psikoterapidir. Bu yapıların hepsinin insanı anlamakta önemli olduğunu ve birlikte ele alınması gerektiğini savunur.

Bütüncül Psikoterapi Neyi Amaçlar?

 Bütüncül psikoterapinin üç temel amacı vardır:

  1. Kişiliğin parçalanmış yönlerinin entegrasyonudur. Kendiliğin reddedilen, farkında olunmayan, bilinç dışındaki yönlerini kişiliğin bir parçası yapmayı ve bilinç düzeyine getirmeyi amaçlar. Uyumlu bir benlik algısı geliştirmeyi hedefler.
  2. Kişiyi çevreleyen duygusal, düşüncesel ve davranışsal sistemlerinin hepsine önem verir ve bu sistemlerin bütünleşmesini amaçlar.
  3. Tek bir ekolün sınırlılığında kalmak yerine farklı ekollerin birleştirilmesini amaçlar. Psikoterapi ekollerini bütüncül olarak ele alır.

Bütüncül psikoterapide önemli olan 8 temel felsefi ilke vardır. Bu ilkelerin temelinde ise kişiler arası ilişkiye odaklanmak ve terapi sürecini birlikte inşa etmek vardır. Bunlar:

  • Tüm insanlar eşit derecede değerlidir
  • Tüm insan deneyimleri duygusal, bilişsel ve fizyolojik olarak düzenlenir
  • Tüm insan davranışlarının bir bağlamda anlamı vardır.
  • İnsan işleyişi için iç ve dış temas esastır.
  • Tüm insanlar yaşamları boyunca ilişki ararlar ve birbirine bağımlıdırlar.
  • İnsanlar doğuştan gelen bir büyüme dürtüsüne sahiptir.
  • İnsanlar ilişkisel bozulmalardan mustariptir.
  • Psikoterapinin özneler arası süreci, psikoterapinin içeriğinden daha önemlidir.

Bütüncül Psikoterapi Yöntemleri Nelerdir?

Bütüncül psikoterapi diğer psikoterapi yöntemlerinden beslenir. Bundan dolayı öncelikle psikoterapiyi genel anlamıyla tanımlamamız gerekirse terapistin bilimsel yöntemler kullandığı ve bireyin sorunlarını çözmeyi amaçladığı bir tedavi sürecidir. Psikoterapi ekolleri genel olarak dört başlık altında toplanabilir. Bunlar:

  • Kaynağını Pavlov’un çalışmalarından alan ve koşullu şartlanmayı temel kabul eden Davranışçı Psikoterapiler
  • İnsanı hayvandan ayıran temel yapının düşünce olduğunu kabul eden ve algılama farklılığı üzerinde duran Bilişsel Psikoterapiler
  • İnsan problemlerini geçmişle bütünleştirerek ele alan ve geçmişin bireyin bugünkü ana şablonlarını yarattığına inanan Dinamik Psikoterapiler
  • İnsanın en temel varlık nedenlerini irdeleyen Varoluşçu Psikoterapilerdir.

Bütüncül psikoterapi ise tek bir psikoterapi yöntemine bağlı kalınmadan danışan ve problem için en uygun terapi yöntemlerinin bir arada kullanılmasıdır. Tek bir ekolü katı bir şekilde benimsemenin insanı tüm yönüyle açıklamakta eksik kalacağı görüşündedir. Bütüncül terapi bu ekollerin hepsinden yararlanır. Tedavide duruma ve kişiye göre en uygun yöntemleri kullanır. Tek bir terapi yöntemindense bu yöntemlerin beraber kullanımının daha faydalı olacağı görüşündedir. Psikoterapiyi bir yapbozun parçalarını birleştirmek gibi görür. Bir parça olmazsa bütünde eksik kalır. Farklı teknikleri bir arada kullanarak bireye faydalı olmayı amaçlar. Kapsamlı, tutarlı ve sistematik olarak ilerler. Gelişim temelli bir yaklaşım izler.

Bütüncül Psikoterapi ve Terapötik İlişki

Bütüncül terapi, terapötik ilişkinin önemini vurgu yapar. Bütüncül psikoterapiye göre iyileşme temaslı bir terapötik ilişki yoluyla gerçekleşir. İyi bir terapötik ilişki için gerekli temel özellikler altı kategoriye ayrılmıştır:

  • Terapistin empatik uyumu
  • Terapistin kabulü
  • Danışan ve terapist arasındaki uyum
  • Güven ve emniyet
  • Bağlantı hissi
  • Yeni bir ilişkisel deneyim deneyimi

Terapist danışanın söylediklerinin önemli ve değerli olduğunu hissettirmelidir.

Bütüncül Psikoterapi Kimlere Uygundur?

Bütüncül psikoterapi danışan odaklı bir yaklaşımdır. Bireyin yüksek faydasını gözetir. Bu sebeple de tek bir ekole bağlı kalmaz. Birey için en faydalı olabilecek yaklaşımlar ne ise onları birlikte ele alır. Dolayısıyla da tek bir ekolün sınırlılığını içermez. Diğer ekolleri de içinde barındırdığı için herkese uygulanabilir. Evrensel uygulamalar için de uygundur.

Ortalama ne kadar sürer ve kimler uygulayabilir?

Terapi süresi danışana ve geliş sebebine göre değişkenlik gösterir. Terapist terapi sürecini bütün mevcut durumları değerlendirerek ve terapide elde edilen gelişime göre kendi belirler. Terapi süresinin belirlenmesinde genel hatlarıyla üç şey etkilidir. Bunlar:

  • Tanı
  • İşlevselliğin ne kadar bozulduğu
  • Danışanın ihtiyaçları

Bütüncül psikoterapiyi alanında uzman psikologlar ve psikiyatristler uygulayabilir.

Hangi durumlarda daha iyi çalışır? Başarı durumu nedir?

Bütüncül psikoterapinin esnekliğinden dolayı, bütün klinik sorunlarda ve tedavi hedeflerinde kullanılabilir. Bütüncül psikoterapinin esnekliği ve çeşitliliği, bu terapiyi anksiyete bozuklukları, depresyon, kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu gibi geniş bir sorun aralığı için uygulanabilir kılar. Terapist danışan ve tanı için en fayda gösterecek yöntemleri bir arada kullanır.

Yapılan araştırmalar genel olarak bütüncül psikoterapinin, danışanın problemlerini azalttığı yönündedir. Bunla ilgili bir araştırmada askerlerde yaşanan travma sonrası stres bozukluğuna bütüncül terapi ile yaklaşılarak başarı elde edildiği yönündedir (Öznur, 2013).