Neden bazı insanlar cinsel anlamda mutsuzken diğerleri daha mutludur? Neden bazı insanlar cinsellikten korkar? Ya da neden bazı insanlar cinsellikten haz alırken diğerleri yeteri kadar haz alamazlar?  Bu sorulara bir cevap bulabilir miyiz? Evet! Doyurucu ve sağlıklı bir cinsel yaşama sahip olmak bizim elimizde. Bunun için öncelikle cinsellik hakkında zihnimizde ve toplumsal olarak oluşturduğumuz mitleri fark edip, doğru bilgileri öğrenip, kendimizi bu bağlamda geliştirmeliyiz. İşte bu gereklilikten yola çıkan bir kavram: “Cinsel Terapi’’

Cinsellik Nedir?

Cinsellik; insanların değerleri, inanışları, duyguları, kişilikleri, davranışları, fiziksel görünümleri ve içinde yaşadıkları toplumlara – kültürlere göre şekillenen doğum öncesi başlayıp ömür boyu hayatımızda devam eden bir kavramdır. Cinsellik, kişinin fiziksel yapısını, kendisi ile ilgili yargılarını, seçimlerini, diğerleri ile ilgili neler düşündüğünü ve tüm bunların yaşadığı çevre içerisinde ne anlama geldiğini kapsamaktadır. Cinsellik bireyin kendisini ve partnerini tanımasıyla başlar. Cinsellik yaşandığında ruhsal ve bedensel rahatlamalar gözlemlenebilir.

Cinsel Doyum Nedir?

Cinsel doyum, bireyin cinsel ilişkisindeki memnuniyetinin ve keyfinin seviyesi olarak tanımlanabilir. Cinsel doyumu bireyin toplum içindeki ilişkileri, yaşam standartları, kültürü, kadın ya da erkek oluşu, yaşı,  cinsel deneyimleri gibi çeşitli faktörler etkileyebilir.

Cinsel Sorunların Sebepleri Nedir?

Bu sorunlar irdelendiğinde altında yatan sebepler arasında yetiştirilme koşulları, geleneksel cinsel kimliğin dışına çıkamamak, negatif benlik saygısı, utangaçlık, dini ve ahlaki değerler, aile içindeki sorunlar, yetersiz yanlış cinsel bilgiler, tabular, deneyim eksikliği, taciz veya tecavüze uğramış olma, stres ve üzüntüye neden olan olaylar yaşama, gerçek dışı beklentiler, hamile kalma korkusu gibi çeşitli faktörler gözlemlenebilir.

Cinsel Terapi Nedir?

Cinsel sorunlar konusunda gerekli eğitimi almış deneyimli psikologlar/psikiyatristler tarafından; cinsel sorunları olan birey ya da çiftlere sağlıklı cinsel yaşam ve doyum için, cinsel çatışmaları; bundan doğan kaygıyı, iletişim problemlerini önlemek sebebi ile uygulanan bir tür teknik ve yöntemler bütünüdür.

Cinsel Terapi Hangi İşlev Bozukluklarını Tedavi Eder?

Cinsel terapinin tedavi ettiği cinsel işlev bozuklukları; vajinismus, erken boşalma, sertleşme-ereksiyon bozukluğu, disparoni (kadında ağrılı cinsel ilişki) kadın ve erkekte cinsel istek bozukluğu, kadında uyarılma bozukluğu, cinsel tiksinme bozukluğu kadın ve erkekte orgazm bozukluğudur.

Cinsel Terapi Seansları Nasıl Geçer?

Cinsel terapi sırasında terapist danışanın sorunlarını dinleyerek nedenin psikolojik, fiziksel veya ikisinin bir kombinasyonu olup olmadığını değerlendirir. Klinik Değerlendirme sırasında Aile öyküsü, Cinsellik öyküsü, Psikolojik öykü alınır.Gerek görülürse bunlara ek klinik muayene laboratuvar tetkikleri istenebilir. Her terapi oturumu gizlilikle yürütülür. Danışanlar terapistle bazen bireysel bazen de çift halinde görüşülebilir.  Seanslar yaklaşık 50 dakika sürmektedir. Terapi sonlarında cinsel terapist bir takım uygun gördüğü egzersizler- ev ödevleri verebilir.

Cinsel terapi sırasında aşağıdaki konulara odaklanılabilir:

Kadınlarda en sık rastlanan cinsel işlev bozukluklarının başında vajinismus gelir. Vajinismus vajina kaslarının istem dışı kasılması ve kadının istemesine rağmen cinsel birleşmeye izin verememesi durumudur. Vajinismus aynı zamanda fobik bir tepki olup vajinaya girişin tehlikeli olarak kodlanması sonucu da oluşabilir. Vajinusmus daha önce hiç cinsel birleşme yaşanmadıysa primer, cinsel birleşmeden sonra yaşandıysa sekonder olarak tanımlanır. Türkiye’de en yaygın olarak görülen vajinismus türü çoğunlukla primerdir. Eğer penisin vajinaya girememesine vajina anatomisinden kaynaklanan bir problem neden oluyorsa öncelikle kadın hastalıkları uzmanlarıyla görüşülmesi daha doğru olabilir. Ancak organik bir sorun yoksa terapinin gerekli eğitimi almış terapistler tarafından yürütülmesi daha doğru olabilir. Çoğu çift vajinusmus sorunu yaşar ve bu sorunun sadece kendilerine özgü olduğunu düşünerek ümitsizliğe kapılırlar. Oysa Cinselliğin yasaklandığı, cinsel eğitimin olmadığı, cinselliğin bir tabu olarak algılandığı ve bekâretin çokça önemsendiği toplumsal kesimin kadınlarında vajinismus ve cinsel istek bozuklukları sıkça görülmektedir. Vajinismus nedenleri arasında yanlış ve abartılmış cinsel bilgiler, suçluluk, ayıp, günah duyguları, çocukluk veya genç kızlık dönemine yaşanmış olan travmalar, tacizler, baskıcı aile ortamı ilk geceyle ilgili bilinçsiz ve bilgisiz olmak gibi çeşitli maddeler bulunmaktadır. Cinselliği, üreme işlevlerini, mitleri, cinsel anatomi ve fizyolojiyi doğru öğrenmek terapinin önemli basamaklarından biridir. Ve çeşitli tedavi yöntemleri, psikolojik ve cinsel terapi teknikleriyle, genel olarak sağlıklı ilerlenmesi mümkündür.

Erken boşalma erkek cinsel işlev bozuklukları arasında en yaygın olan ve her üç erkekten birini etkileyen cinsel bir işlev bozukluğudur. Tanımlayacak olursak; cinsel birleşmenin erken dönemlerinde erkeğin, cinsel tepkileri normal olan bir partneri tatmin edemeden, orgazma giden yolda meninin erken, isteği ve kontrolü dışında boşalmasıdır. Buradaki “erken” kavramı ile anlatılmak istenen şey cinsel yanıt döngüsünün plato evresinin kısalması ve erkek açsından orgazmın tam olgunlaşmadan hızlı olmasıdır. Bireyin yaşı, cinsel eş ya da durumun yeni olması ve son zamanlardaki cinsel etkinliğin sıklığı gibi uyarılma evresini tetikleyen etkenler de erken boşalmayı etkileyebilir. Erken boşalma her yaşta görülebilecek olan bir problemdir. Fakat daha çok genç yaşta, cinsel deneyim eksikliği olan kişilerde performans kaygısı ile ortaya çıkar. Aynı zamanda erken boşalma oldukça farklı ve geniş popülasyonda her sosyoekonomik seviyeden erkekte görülebilmektedir.

Erken boşalmanın nedenleri net olarak bilinmemekle birlikte bu durumun fizyolojik, genetik ve psikolojik boyutunun çok etkili olduğu düşünülmektedir. Bunlar; hormon seviyelerindeki anormallikler, tiroid problemleri, cerrahi operasyon sonrası sinir hasarı, yüksek penil duyarlılık, alkol ve ilaçların yan etkileri, cinsel deneyimsizlik kaynaklı heyecan, ilişkilerdeki problemler, suçluluk duygusu, utanç, hayal kırıklığı, mastürbasyon alışkanlığının etkileri şeklindedir. Erken boşalma sorununun nedenine göre tedavi şekli de değişmektedir. Erken boşalma tedavisinde ilaçlar, psikolojik terapi ve davranışsal terapi teknikleri ile sağlıklı ilerleme kat etmek mümkündür. Erken boşalma terapisi neredeyse kesin sonucu olan bir sorundur.

Çoğu eşli cinsel aktivitede, kişi bir gecikme olmasını istemiyorken boşalmada belirgin gecikme ve belirgin boşalma seyrekliği ya da yokluğu belirtilerini en az yaklaşık altı ay süreyle yaşanmasıdır. Bu belirtiler, klinik açıdan belirli bir sıkıntıya neden olabilir. Bu cinsel işlev bozukluğu cinsel kökenli olmayan bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanmaz ya da ağır bir kişilik bozukluğundan, gerginlik yaratıcı başka etkenlerden kaynaklanmaz ve bir maddeye ya da başka bir sağlık durumuna bağlanamaz.

Cinsel tiksinti bozukluğu tekrarlayıcı ya da sürekli olarak bir eş ile cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinme ve bundan tümüyle kaçınma durumudur. Cinsel isteğin aşırı bir derecede azaldığı hatta ortadan kalktığı cinsel isteksizliğin daha ileri bir aşaması olarak da tanımlanabilir. Cinsel ilişkiden, penisten, meniden iğrenmenin oluştuğu durumlardır. Cinsel ilişkide bulantı, öğürtü ve kusma gibi refleks hareketlerin yanı sıra şiddetli durumlar da panik atağa varan sorunlar gözlemlenebilir. Bazı bireyler cinselliğin konuşulmasından dahi rahatsız olabilirler. Cinsel tiksinme bozukluğunun nedenleri arasında çocukluk veya ergenlikte cinsel saldırıya uğrama, cinselliğe yönelik güçlü tabular ve günah duygusunu taşıma, toplumsal önyargı ve kaygılar, ağrılı cinsel ilişki yaşama, baskıcı bir aile ortamında büyüme, idrar-dışkı organları olarak da görev yapan cinsel organların pis olduğu düşüncesi gibi çeşitli faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.

Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde peniste cinsel birleşme için gerekli sertliğin sağlanamaması veya sürdürülememesi durumudur. Sertleşme bozukluğu kısırlığın ya da cinsel isteksizliğin bir göstergesi değildir. Sertleşme bozukluğu olan bir erkek de orgazm ve baba olabilir. Sertleşme bozukluğunun nedenlerini fiziksel (bedensel) ve psikolojik olarak iki kategoriye ayırabiliriz. Fiziksel nedenler arasında başlıca prostat, penise giden sinirleri etkileyen hastalıklar (örneğin multipl skleroz, inme), diyabet, belirli ilaçların yan etkileri, alkol ve uyuşturucu kullanımı bulunmaktadır. psikolojik etkenler ise; stres, mesleki baskı, hayattaki başarısızlık duygusu, eşler arasında sürekli yaşanan problemler, bedensel antipati ve kadının gebe kalmasından duyulan korku, reddedilme, üzüntü vb. gibi çeşitli etkenlerdir. Sertleşme sorunu her yaşta görülebilir. Cinsel terapi, ilaçlar, beslenme düzenindeki değişiklikler, penis içi enjeksiyon, cerrahi yöntemler, vakum cihazları, üretral tabletler, penis protezi (mutluluk çubuğu), bitkisel karışımlar gibi çeşitli tedavi seçenekleri bulunmaktadır.

Cinsel ilişki anında vajen (vajina) girişinde veya daha derinlerde kasık bölgesinde ağrı, acı, yanma, batma gibi hoşnutsuz, istemsiz durumların hissedilmesidir. Cinsel birleşme (penisin vajina içine girmesi) “penetrasyon” olarak bilindiğinden, disparöni “ağrılı penetrasyon” veya “ağrılı cinsel penetrasyon” olarak da geçmektedir. Bazı durumlarda acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı bir şekilde kasılmasıyla seconder vajinismus denilen klinik tabloya da maruz kaldıkları görülebilmektedir. Özellikle cinsel hayatın ilk aylarında kadınların çoğu bu ağrıyı duyabilir. Disparoninin nedenleri arasında kızlık zarının sert olması, vajinayla ilgili ameliyat geçirmiş olma, genital uçuk, enfeksiyon, performans kaygısı, partnerle uyumsuzluk, ön sevişmenin yetersizliği gibi çeşitli faktörler etkili olmaktadır. Kadının yeterince hazır olmadığı bir zamanda ilişkide bulunulması ağrının oldukça rahatsızlık verici boyutlara ulaşmasına neden olabilir. Disparoni tanısı için genel jinekolojik muayene, ultrasonografi, vajinal kültür, idrar kültürü gibi çeşitli testler kullanılmaktadır.  Medikal tedaviler (ilaç tedavileri), cinsel terapiler  (psikolojik destek), cerrahi (operasyonel) işlemler gibi çeşitli yöntemlerle  disparoni tedavi edilebilir.

Cinsel uyarılma bozukluğu cinsel etkinliklere karşı ilgisizlik ya da çok az ilgili olma durumu olarak tanımlanabilir. Hem kadınlar da hem de erkekler de görülebilen bir problemdir.  Normal bir cinsel uyarılma sırasında cinsel içerikli dokunma, bakma, tat alma (öpüşme), koku ve işitme ile beyinde başlayan uyarı, omurilik aracılığıyla genital organlara ulaşır. Bu bölgedeki kan akımının artışı ile kadınlarda vajinal ıslanma, erkeklerde ise penisin büyümesi, şişmesi gerçekleşmektedir. Cinsel uyarılma bozukluğu kadınlarda olduğu zaman temel sorun kayganlaşma problemi ve yetersiz ıslanma olarak ortaya çıkabilir. Erkekler de ise temel sorun penisin sertleşme işlevindeki bozukluktur

Eğer uyarılma bozukluğuna rağmen cinsel ilişki gerçekleşirse ıslanma yetersiz olduğu için ağrı, acı ve rahatsızlık hissedilebilir. Bilişsel davranışçı tedaviler ve medikal ilaçlarla cinsel uyarıma bozukluğu tedavi edilebilir.

Çoğu  cinsel etkinlikte, orgazmda belirgin gecikme, belirgin orgazm seyrekliği ya da yokluğu, orgazm duyumlarının çok düşük yoğunlukta olması gibi belirtilerin yaklaşık 6 aylık sürmesi durumunda gözlemlenebilen bir bozukluktur. Bu belirtiler klinik açıdan kişide belirgin sıkıntıya neden olabilir.

 

  • Özdoyurum – Mastürbasyon

Öncelikle ergenlik döneminde başlayan evrensel bir cinsel boşalma yolu olan mastürbasyon bireyin ya da ailenin bu eyleme verdiği anlam ve önem oranında bir sorun oluşturabilir. Aşırı mastürbasyon yapmak genellikle yalnızlığın, ilişki kuramayışların, ilgi, uğraşı azlığının sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir.

  • Cinsel Güçsüzlük Korkusu

Buna cinsel beceri bunaltısı da denilebilir. Ülkemizde gençler arasında cinsel güçsüzlük korkuları sık olarak görülmektedir. Fakat güçsüzlük korkusu ve güçsüzlük birbirinden farklı şeylerdir. Cinsel organ ve cinsel eylem bir başarı ya da güçlülük aracı değildir. Cinsel organların ve eylemlerin iki temel işlevi vardır. Üreme ve haz. Bu yüzden bu iki temel işlev dışında bir amaca yönelik olarak yapılan girişimler doğru işlemeyebilir. İnsanoğlu, kollarıyla, bacaklarıyla, aklıyla yarışmalara katılabilir, ama cinsel organın böyle bir yarışın aracı olması doğru değildir.  Bir cinsel ilişki uygun eş, uygun zaman ve uygun yerde olmadıkça cinsel güçsüzlük tanısı konması doğru olmayabilir.

  • Eşcinsellik (Homosexuality)

Erkeğin ve kadının cinsel yönelim ve doyum nesnesinin kendi eşeylerinden biri olması durumudur. Örneğin, bir erkeğin cinsel olarak diğer erkeklere ilgi duyması, onlarla birlikte olmayı arzulaması, cinsel fantezilerinin bununla ilgili olması, bu yönde cinsel birliktelikler kurması, erkekleri sevip aşık olması, duygusal birlikteliklerini erkeklerle yaşaması eşcinsel olduğu anlamına gelir. Eşcinsellik kişinin cinsel bir yönelimidir. Kişinin cinsel yöneliminin farkına varmasıyla başlayan kendini tanıma, kabullenme, çevresindekilerle paylaşma, sosyalleşme sürecinde ruh sağlığı uzmanlarından yardım alma gereği duyabilir.

  • Kızlık Zarı (Bekâret) Saplantısı

Kişinin daha önce herhangi bir cinsel ilişki, sevişme, karşı cinsle temas, dokunma, oral ve anal yolla yaşanan birliktelikler yaşamamış olmasına bekâret denir. 20. yüzyılın ortalarından beri batı toplumlarında bekâret konusu büyük önem taşımaktadır. Erkekler ergenlik çağından itibaren cinsel yaşama adım atmaları için teşvik edilirken, kadınlar cinsel anlamda baskılanmaya ve bekâretin evlenene kadar korunması gerektiğine dair psikolojik baskıya maruz kalır. Bu toplumlarda genç kız, evlilik öncesi cinsel ilişkide bulunduğunda kızlık zarı yırtıldığı için büyük suçluluk ve endişe duymaktadır. Bu konu, kızlarda öz kıyımdan değişik derecelerde suçlanmaya, erkeklerde namus temizleme cinayetlerinden kadını aşağı görmeye, boşanmalara dek giden önemli sorunlar yaratabilmektedir.